ARA BOZAN HİZMETKÂR
17/02/2011 - 06:04

YEŞİM KALE

Bu ayki yazımda sizlere bir hikâye anlatmak istiyorum. Bu hikâyeyi aile büyüklerimden duymuştum. Bileniniz de vardır, bilmeyeniniz de… Fakat, öyle anlamlı bir hikâyedir ki, özellikle insan kaynakları ile uğraşanlar için, bulunmaz bir örnektir.

Girizgâhı fazla uzatmadan hikayeye geçeyim hemen…

Zamanın birinde, hizmetkârların henüz kölelerden seçildiği bir dönemde; efendinin birinin kölesi ölmüş. Bu köle efendinin her işine koşan iyi biriymiş. O da kölesine olan sevgisi nedeniyle bir süre yas tutmuş, ama bakmış işler başına kalmış, hanımı şikâyet ediyor, bir başka köle bulması için köle tüccarına talimat vermiş.

Köle tüccarı: ‘Elimde iki köle var efendim. Biri biraz sakardır ama hem dürüst, hem güvenilirdir. İşinde hata yapabilir, hoş görürseniz evinizi iyi yönetir, etliye sütlüye karışmaz, verdiğiniz görevi hakkıyla yapar.

Diğer köle, çok beceriklidir, çok zekidir. Elinden uçan kaçan kurtulmaz. Ona da güvenip işlerinizi teslim edebilirsiniz. Lâkin, bir huyu vardır ki, söylemem lâzım. Kabul ederseniz, satın alın, yoksa satın almayın.’

Adam meraklanmıştır, “Nedir o huyu?”

‘Biraz huysuzdur, ara bozmayı sever.”

Adam güler, “Bana işi lâzım tüccar efendi, sakar köleyi ne yapayım, sen beceriklisini sat bana!”

Tüccar boyun eğer, “Peki efendim, siz bilirsiniz.” Der.

Adam köleyi alır, evine götürür. Köle, kısa sürede tatlı dili ve eli çabukluğuyla kendini ev halkına sevdirir. Her taraf tertemizdir, köle her işe yetişmekte ve her denileni yapmaktadır.

Aradan bir zaman geçer. Adam ilk hanımından çocuğu olmadığı için evine bir hanım daha alır, o zamanlar ikinci, üçüncü eş almak normal sayıldığından ve eşini çok sevdiğinden,  ilk hanımı bu işe razı olmuştur.

Fakat hizmetçiyi alır bir hainlik, bir kıskançlık...O zamana kadar evin gözdesi olan ve efendisine aşkla bağlı bu köle, ikinci hanımını ortadan kaldırmak, gözden düşürmek için haince planlar düşünür. İlk hanıma yaranmak için:

‘Hanımım…Görüyorum ki, bu ikinci hanım işine pek üzülüyorsunuz. Eğer isterseniz, ben size yardım ederim, o kadını bu evden kovdururum.’

Kıskançlıkla içi yanan ilk hanım, çaresizliğinden olsa gerek, bu kölenin aklına uyar, peki, der.

Köle, ikinci hanımla dostluk kurar, ona ilk hanımını kötüler ki, ikinci hanımın ağzından kötü bir lakırdı çıksın da hanımına yetiştirsin. “Size şöyle bakıyor, sizi efendiye kötülüyor, onun imkanları sizinkinden fazla” gibi laflar söyleyerek İstediği gibi de olur, ikinci hanım ağzından birkaç kötü söz çıkarır. Köle de hemen onu diğerine yetiştirir.

Zamanla bu iki hanım birbirinden içten içe nefret eder hale gelir.

Bunu fırsat bilen köle hanımına der ki: “Efendim, ben bu kadını nasıl yeneceğinizi size söyleyeyim. Bir gece odasına gidip o uyurken saçından bir tutamı kesip bana getirin, ben onu eski sahibimin mahallesindeki cinci hocaya götüreyim de kadın cinlensin, efendiye acı sözler söylesin, o da kızsın boşasın.”

Sonra diğer hanımın yanına giderek:

“Ah hanımım, bir bilseniz o kadının sizin hakkınızda ne planları var! Bu gece sizi makasla öldürmeye gelecek, alın şu hançeri hazırlıklı olun, aman uyumayın, yoksa ölürsünüz!”

İlk hanım, kölenin dolduruşuyla  o kadar kızgındır ki, düşünmeden o gece planı yapmaya koyulur.  Herkes uyduğunda, elinde makas, sessizce ikinci hanımın odasına süzülür. İkinci hanım, bunu beklemektedir, o beni öldürmeden ben onu öldüreyim, der ve hançeri kadının göğsüne saplar. İlk hanım, ölmüştür.

İkinci hanım da kadı efendinin kısas cezasını vermesiyle ölen kadının akrabaları tarafından öldürülür.

Adam hanımlarını kaybedince, kölesiyle bir başına kalır. Köle bir zaman sonra efendisinin gönlünü çalmayı başarır ve onunla evlenir. Ama, kötü huy bu, yine rahat durmaz. Kocasıyla bir komşusunun arasını bozar,  çıkan kavgada adam ölür ve bütün malın mülkün sahibi olur.

Kıssadan hisse…

Yanımızda çalışan elemanları seçerken; ara bozan, laf getirip götürenleri barındırmamalıyız. Onların diğer çalışanlar hakkında verdikleri akıla, özellikle insanlar hakkındaki dedikodularına önem vermemeliyiz, duymazdan gelmeliyiz. Çünkü bizi yanıltabilirler. İnsan insanın kurdudur, derler. Eğer, bir eleman size başka bir çalışandan laf taşıyorsa, bilin ki, sizin hakkınızda da ona laf taşıyordur.

Büyüklerimize şükran…

Sevgiyle yaşayın.