Ölümsüzlük Arayışı
Kendini tanıyan ve bu dünyaya neden geldiğini düşünen insan, iç yolculuğuna çıkıp ölümsüzleşir.
13/10/2018


ÖLÜMLÜ İNSANLARIN ÖLÜMSÜZLÜK ARAYIŞI



 



Hepimiz ölümlüyüz. Doğduğumuz andan itibaren, o bilmediğimiz saat hızla işliyor ve bizim için sır olan bir anda



sona erecek hayatımız...Bu zaman diliminde yaptıklarımız ve sonsuzla olan irtibatımız bizi ölümsüzleştirecek...



Çünkü inancımıza göre ebedi bir dünyaya gideceğiz.



O yüzden bazı insanlar, yıllar önce hayatları sonlanmış olsa da, hala yaşamakta ve yaşatılmaktadır.



Enerjileri bizimledir. Hatırlandıkça, yaptıkları faydalı işler yüzünden insanlar onlara güzel sözleri ve dualarıyla



güzel enerjiler katarlar. Bazıları da zalimlikleriyle hatırlanıp nefretle anılırlar.



Bizim için hazırlanmış ve verilmiş şu kısacık yaşam dilimine neler sığdırabiliyoruz hiç düşündünüz mü?



Bir gün ve gece boyunca neler yaptıklarınızı bir deftere yazdınız mı? Kendiniz için neler yaptınız?



Ya aileniz, komşularınız, arkadaşlarınız, çevrenizde yaşayanlar için? Uyumadan önce hiç muhasebenizi yaptınız mı?



Kendinizi suçlamadan, başkalarını yargılamadan zamanınızı neye harcadığınızı bir düşünün...



Öğrendiğimiz, ürettiğimiz, başardığımız veya vazgeçtiklerimiz, seçimlerimiz bizim hayatımızı şekillendirir.



Hata mı yaptık, hatamızı anladıktan sonra bir daha o hatayla zaman kaybetmeyelim.



Birine mi kızdık, tekrarlamayalım. Size zaman kaybettiren her şeyin bir listesini yapın ve onlardan vazgeçin.



Daha faydalı gördüğünüz ve sevdiğiniz işlerle ilgilenin. Sizi mutlu eden anları hatırlayın, gülümseten anları ve insanları...



Onlarla beraberken hayatın ne güzel olduğunu düşündürenleri bulun. Sizi mutlu hissettiren şarkıları dinleyin,



geçmişi hatırlatıp depresyona sokanları değil...Geleceği düşündürüp sizi kaygıya sürükleyebilecek ve kıskançlığınızı



körükleyip sizin yapacaklarınızı küçümsemenize ve kararlarınıza kötü etki edebilecek arkadaşlıkları, sosyal medya



hesaplarını, ünlü insanları izlemeyi bırakın.



Haftada beş dizi mi izliyorsunuz, bire veya ikiye indirin.



Onlar sizin hayatınız değil ve zaman geçiyor.



Boş zaman diye bir şey yok. Boş zaman sadece tembeller için var.



Çalışkan insanlar, işlerinden arta kalan zamanlarını, kendileri veya başkaları için faydalı aktivitelerle geçirirler.



Geçmiş zamanlarda, bir çiftçi aklını ölümsüzlüğe takmış. O kadar merak ediyormuş ki, arayışı neticesindeki



düşünce enerjisi o zamanın ermişlerinden birine ulaşmış. Ermiş üşenmemiş, onun yanına gitmiş.



O zamanlarda telefon, whatsup ve sosyal medya yokmuş, ermiş insanlar ta uzaklardan arayışta olanların yanına



gelirmiş ya da rüya yoluyla onları bulundukları yere çağırırlarmış.



Bu ermiş insan çiftçinin yanına gelmiş. Ona arayışını duyduğunu ve istediğini bulması için kendisiyle gelmesi gerektiğini



söylemiş. Adam tam gitmeye hazırlanırken, O sırada, köyden tarlaya koşarak biri gelmiş ve adamın babasının öldüğünü söylemiş.



Adam çok üzülmüş ve “sizinle geleceğim bilge insan ama bana izin verin, babamın cenazesini kaldırayım, öyle geleyim demiş.



Bilge adam “Bırak, ölüler, ölünün cenazesini kaldırsın, sen arayışının cevabını bulmak istiyorsan benimle gel” demiş.



İnsanlar doğdukları andan itibaren ölüdürler.



Onları ölümsüzleştiren, yaptıkları işlerdir.



Kendini tanıyan ve bu dünyaya neden geldiğini düşünen insan, iç yolculuğuna çıkıp ölümsüzleşir.



Maddi bedenini bırakıp gitse bile, maneviyatı yaşamaya devam edecektir.



                                                                                                                                                                                       Yeşim Kale