HOME

RÖPORTAJ

BİYOGRAFİ

DEĞERLİ SÖZLER

ÖYKÜLER

TARİH

 

 
BENİM ADIM HÜRREM 3.BÖLÜM RODOS'A GİDİŞ
09/12/2007 - 12:56

Sultan Süleyman'ın Rodos'a gidişi
Bal çiçek’le arkadaşlığımız ilerlemişti. Beni çok güldürüyordu. Harem ağalarının taklitlerini yapardı, neşe doluydu. Onunla geçirdiğimiz zamanlar her şeyi unutuyordum. Topraklarımın kokusuydu o.Bana "Sen valide sultan olacaksın, o zaman beni yanına alırsın ve hizmetinde olmaktan mutluluk duyarım" diyordu fısıltıyla. Beni Mahidevran'ın halayıklarından da uzak tutuyordu. Bir gün valide sultan tarafından çağrıldım. El etek öpme faslından sonra bana "yarın sabah namazından sonra hazır ol, sana giyeceğin dış kıyafetlerin verilecek. Aslanım Rodos'a sefere gidiyor, onu uğurlayacağız."dedi. "Mahidevran haseki de gelecekler mi?" diye sordum. Bana dudağında belli belirsiz bir memnuniyet kımıldamasıyla baktı, gözlerinde bir an çakan şimşek pırıltısı adeta kanımı dondurmuştu. "O gelmeyecek, sarayda kalıp şehzadelerle ilgilenmesi gerekiyor. Üstelik Aslanım seni getirmemi istedi." dedi ve " bundan kimseye bahsetme" diye ekledi. Rahatlamıştım. Bana seçildiğimi ima etmiş, sevindirmişti. Valide sultan'ın gücüne hayrandım. Gizli mesajlar veren cümleleri örnek almam gerektiğini düşündüm. Saray dili dedikleri asıl bu olsa gerekti. Ertesi sabahı iple çektim. O gece uyuyamadım. Hem saray hapishanesinin dışına çıkacak, hem de Sultan'ımı yeniden görebilecektim. Ezandan sonra namaz kılındı, sarayda bir telaş başladı namazdan sonra. Alelacele giydirildim. Kıvırcık saçlı kadın benim hizmetim için görevlendirilmişti. Dış örtüm siyah ipekten idi. Tülden peçesi vardı. Çarşaf kadar genişti, o yüzden buna "çarşaf" diyorlardı. Haziran ayı ortalarıydı. İstanbul, yazın bu günlerini bahar gibi geçirirdi. Ilık bir sabahtı. Saray burnu'na bakan bahçeden güçlü kuvvetli dört adamın taşıdığı tahterevalli ile sahile indirildim. Bir kayık ve içinde askerler bizi bekliyordu. Deniz masmavi ve ışıl ışıldı. Peçenin arkasından bile olsa, yakından, özgürce denizi seyretmek benim için büyük mutluluktu. Denizin üzeri kadırga ve asker kaynıyordu. Kayıklar dolup taşmıştı rengârenk giysili askerlerle. Padişahı arıyordu gözlerim. Sadece güçlü Osmanlı İmparatorluğu'nun başında olan bu güçlü adama ve bana gösterdiği teveccühe odaklanmıştım. Benden biraz zaman sonra valide sultan getirildi. O da çarşaf giyinmişti ve peçeliydi. Ayakta bekliyordu herkes. Kayığın sultanlara ayrılan bölümüne geçirildik. Bu şerefle ve tattığım iktidar duygusuyla hedefim olan valide sultanlığa ilk adımlarımı attığımı hissediyordum. Seçilmiş olmak bu demekti. Herkes valide Sultan'ın önünde eğiliyordu. En imtiyazlı makamdı bir kadın için. Kayıktaki kürekçilerden hiçbiri başını kaldırıp da bize bakamıyordu. Onlar saray kurallarını iyi biliyor, kellelerini bir bakış uğruna kaybetmeyi göze alamıyorlardı. Haremden bir kadına bakmak bile ölüm demekti. Deniz beni sarsıyordu, midem bulanıyordu. Ama dayandım. Valide Sultan'ın bana hastalıklı demesini istemezdim. Üsküdar’a vardığımızda güneş doğmuş, etraf ışıl ışıl parlamaya başlamıştı. Üsküdar’da bir av köşkü vardı, oraya götürüldük. Kahvaltı sofraları hazırlandı, bir şeyler yedik. "Sultanımız gelecekler mi?" diye sordum. Valide Sultan "Aslanım askerlerinin başında. Birazdan onu atının üzerinde seyredeceğiz."dedi. Sofradan kalktık. Kafesli bir pencerenin yanındaki divana oturduk. Bu kadar insan kalabalığını bir arada görmemiştim. Hayretten açılan ve padişahı arayan gözlerim, valide sultanın dikkatinden kaçmamıştı. Bana "Buraya gelişimizi Aslanım gizlememizi söyledi, aksi takdirde Mahidevran Haseki sana zarar verebilir diye endişeleniyor." "Mahidevran Haseki, efendimizden daha mı güçlü? O sizin emrinizde bir hasekidir efem, bana ne yapabilir ki?" "Ah küçüğüm, daha çok gençsin. Herkesi kendin gibi görüyorsun. Kıskançlık Şeytan'ın savaş oyuncağıdır; nefsin öfke damarını kabartırsa, ne yaptıracağını kim bilebilir? Mahidevran Kadın on yıldır padişahın hoş sözlerini duymaya alıştı, şehzadeler doğurdu, köklendi. Kökünü sökecek bir halayık ister mi Aslanımın yatağında? Ama buna alışması da gerek. Sultanlar yeni güzellerle kuvvet bulur, padişah hiçbir hasekinin malı değildir." Durumun vahametini yavaş yavaş anlamaya başlamıştım. Bu saray padişahın yanında köklenmiş bir kadın istemiyordu. Sultanın nikâhlı hanımı olamazdı hiçbir haseki. Ancak valide sultan olursa garantiydi hayatı. Bu cümleler hafızamda yer ederken, Mahidevran Kadın'a acıdım, ama kendimi düşünmeliydim. Eğer bu bir yarışsa ve valide sultan olmak garantiye alıyorsa hayatı, bir an önce eğitimimi tamamlayıp Sultan'ın yatağına girmeli, onun sevgisini ve şehzadelerini kazanmalıydım. Mahidevran, sultanın gözünden düşse bile büyük şehzadeler onundu ve her koşulda valide sultan olacak gibi gözüküyordu. Buna da bir çare bulmam gerekecekti ama şimdi zamanı değildi. "İşte aslanım!" diye gururla sessizliği böldü valide sultan."Beyaz atının üzerinde buraya doğru geliyor! Helalliğimi almadan çıkmaz sefere, sefer dönüşünde de ilk bana uğraması adettir." Kafesin ardından da olsa onu seyretmek bana huzur vermişti. Atının üzerinde daha da heybetli görünüyordu. Savaş kıyafetlerini giyinmişti, kavuğunda kara balıkçıl kuşlarının tüyleri takılmış üç sorgucu vardı. Kılıcının üzerindeki elmaslarla bezenmiş altın kabza, güneş ışığıyla parlıyordu. Kaftanı üzerinde altın ipliklerle işlenmiş motiflerin her biri de güneşin yaptığı ışık oyunlarının sahnesiydi adeta. Köşkün önünde atından indi, biz de ayağa kalktık, onun gelmesini bekledik. Bulunduğumuz odaya geldiğinde onu selamladık. O, şanına uygun bir vakarla ama gülen gözlerle bize doğru yürüdü. Işığıyla oda aydınlanmıştı sanki. Valide Sultan'ın uzattığı elini öptü. Ben de onun ayaklarına kapandım, beni omuzlarımdan tutup gözlerimin içine bakarak yerden kaldırdı... "Hürrem pek güzel olmuş, ona iyi bakmışsınız valide" dedi, gözlerini benden ayırmadan. Valide sultan,"Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur, hareme girip de işlenmeyen mücevher var mıdır acep?" dedi. "Ama sizin işlediğiniz mücevherler nadide olup bir eşi benzeri daha görülmez" diye iltifat etti Sultan Süleyman annesine. Valide sultan gururla gülümsedi oğluna. Ve iç geçirdi. Çok değil, dört sene önce Yavuz'u da böyle ince nükteler ederdi kendisine, sefere çıkmadan önce. Herkese Yavuz gibi davranan aslan kocası ona Selim adının sıfatlarıyla davranır, şiirleriyle gönlünü alırdı. Annesinin bu geçici dalgınlığından ve gözlerinin bulutlanmasından babasını andığını anlayan Süleyman, onu üzüntüsünden arındırmak için yine benimle ilgili sorular sormaya başladı. "Hürrem dilimizi öğrenebiliyor mu bari? Eminim seferden dönüşte, sevgili validem, ona dilimizi tamamen öğretmiş olur." "Beli, Aslanım! Bu kız çok zeki, leb demeden leblebiyi anlıyor, gayretli ve istekli. İnşallah" Birkaç cümle daha latife ettiler birbirlerine. Ayrılık vakti gelip çatmıştı. Dışarısı askerlerin "padişahım çok yaşa!" seslenişiyle inliyordu. Valide sultan bu cümleyi bana da öğretmişti. Ben de bozuk lisanımla "padişahım, çok yasa!" deyince gözleri neşeyle parıldadı. Validesine dönüp minnetle ellerini öptü ve "bana mektup göndermeyi ihmal etmeyin valide, özel ulak çıkaracağım, her gün mektubunuzu bekliyor olacağım." Dedi ve ben eteğini öptükten sonra mutluluktan uçar gibi odadan ayrıldı. Tekrar kafesin ardından atın üzerindeki duruşunu seyrettik; gözlerim dolmuştu gidiyor diye. Ona âşık olmuştum.

Bu Makale 3913 defa okunmuştur

 

Yorum Ekle
 

Yazdır
Bookmark and Share

YORUMLAR

New Page 1
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

16/07/2008 - 22:22 BENİM ADIM HÜRREM SON ÜÇ BÖLÜM

06/06/2008 - 14:52 BENİM ADIM HÜRREM VIII.BÖLÜM:RÜSTEM PAŞA

24/04/2008 - 09:59 BENİM ADIM HÜRREM VII.BÖLÜM:İBRAHİM PAŞA

15/03/2008 - 21:19 BENİM ADIM HÜRREM VI.BÖLÜM İSLAM'I BANA SEVDİREN ADAM

05/02/2008 - 23:08 BENİM ADIM HÜRREM-V.BÖLÜM AŞK AĞACININ MEYVELERİ

16/12/2007 - 09:29 BENİM ADIM HÜRREM-IV.BÖLÜM RODOS DÖNÜŞÜ

09/12/2007 - 12:56 BENİM ADIM HÜRREM 3.BÖLÜM RODOS'A GİDİŞ

29/10/2007 - 21:15 BENİM ADIM HÜRREM II.BÖLÜM SARAY VE HAREM

10/10/2007 - 15:04 BENİM ADIM HÜRREM 1.BÖLÜM

03/09/2007 - 02:11 KURUMUŞ AŞKLAR VE AŞIKLAR

22/07/2007 - 02:11 HAYATI ERKEKÇE YAŞAMAK

02/07/2007 - 01:02 AŞKA AŞIĞIM, SANA SEVGİLİ

08/06/2007 - 03:17 EY AŞK, KAÇ KÂF DAĞININ ARDINA!

21/05/2007 - 23:25 ÜMİTVAR OLMAK, HEP KAZANDIRIR!

07/05/2007 - 15:53 SEVGİ VE İMAN

17/04/2007 - 17:55 RİYAZET VE MEDİTASYON

10/04/2007 - 16:06 DÜN BUGÜN YARIN

03/04/2007 - 09:06 AŞKIN GÖRÜNEN YÜZÜ

25/03/2007 - 16:07 AŞKINIZIN BOYUNU ÖLÇÜN

18/03/2007 - 21:54 HAMDI ADEM...YANDI ADEM...

09/03/2007 - 09:25 YÜREĞİMİZDEKİ ERMİŞ

28/02/2007 - 00:08 MASUMİYETLE VAROLMAK

20/02/2007 - 22:03 SAVAŞIN DERİN FELSEFESİ

14/02/2007 - 23:11 İÇ TEMİZLİĞİ VE SAFLIĞIN GÜCÜ
 
Kraliçe Elizabeth I Başarı Sırları
Kızılderili Müziği
Romantik Bir Albüm
Bahar Çiçekleri ve İstanbul
Özbekler Tekkesi
İZZET ÇETİN
ÖĞRETMEN-ŞAİR
GÜNLERİN AKIŞI
YEŞİM KALE
YAZAR-DİŞ HEKİMİ
SEVGİ VE YALNIZLIK
ZEYNEP KURTULUŞ
Alıntılar
ÇOCUKLARDA DUYGU GELİŞİMİ
KORHAN ATAOĞLU
Kahve Sohbetleri
ZENGİN OLMANIN KURALLARI
MAHİNUR ALİHANOĞLU
Gönül Yazıları
GÖNLE DÜŞEN ATEŞ
YESSIMI
Yessimi Şiirler
BİR TEK SEN
Değerli Sözler 9
"Kendi gelecekleri ile ilgili planları olmayanlar başkalarının planlarına dahil olurlar." Anthony Robbins
Sadrazam Lütfi Paşa
Sadrazam Lütfi Paşa hakkında...
Bir Anneler Günü Hikâyesi
Bir anneler günü hikayesi...
AGATHA CHRISTIE
Agatha Christie romanlarıyla iz bırakmış bir yazardır.
Tom Ford: Moda Dehası
Tom Ford başarısıyla hep gündemde...
Müziksiz Toplum Mutsuzdur!
Müzik dinlemeyen insan, müzik dinlenmeyen ev, müziksiz bir toplum huzursuzdur.
Trablusgarp Savaşı
İtalya'nın işgali neticesinde meydana gelen savaş...
Oğuz Destanı
Mete Kağan ve Oğuz Destanı
Büyük Hun İmparatorluğu
Tarihte bilinen ilk Türk imparatorluğu Büyük Hun İmparatorluğu'dur.
Hüma Kuşu Efsanesi
Huma kuşu yükseklerden seslenir
Yar koynunda bir çift suna beslenir.


   
Google
 

Tasarım : Network

Ana Sayfa   |   İletişim

©2010 steps365.com. Bütün Hakları Saklıdır...
Evden Eve Nakliyat